Emek Partisi (EMEP) İzmir İl Örgütü, 15 Haziran 2024 Cumartesi günü İl Başkanlığı Konferans Salonu'nda 'NATO Zirvesi Öncesi Türkiye'nin Dış Politikası' başlıklı bir panel düzenledi. Yaklaşan Ankara NATO Zirvesi'ne yönelik eleştirilerin dile getirildiği bu etkinlikte, NATO'nun bir işgal ve katliam aracı olduğu vurgulandı. Panele EMEP Genel Başkan Yardımcısı Emel Demir, Emekli Prof. Dr. Can Uçar ve DİSK Ege Bölge Temsilcisi Ali Güneş konuşmacı olarak katılarak emperyalizme karşı ortak mücadelenin önemini vurguladı.
EMEP'in Anti-NATO Mücadelesi ve Tarihsel Arka Plan
Emek Partisi, kuruluşundan bu yana Türkiye'nin NATO üyeliğini ve emperyalist ittifakları eleştiren bir çizgi izlemektedir. Parti yetkilileri, NATO'nun özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde sınırlarını aşarak uluslararası çatışmalarda doğrudan rol oynadığını ifade etmektedir. Bu durumun bölgesel istikrarsızlıkları tetiklediğini belirtmektedirler.
EMEP, bu doğrultuda çeşitli eylem ve etkinliklerle NATO karşıtı duruşunu kamuoyuna duyurmaya devam etmektedir. Türkiye'nin NATO'ya katılımı, 1952 yılında Kore Savaşı'nda Türk askeri birliğinin görevlendirilmesiyle hızlanmıştır. Bu tarihten itibaren NATO, Türkiye'nin dış politikasında önemli bir yer tutmuş, ancak çeşitli toplumsal kesimler tarafından eleştirilere maruz kalmıştır. Özellikle 1960'lı ve 70'li yıllarda öğrenci hareketleri ve sol gruplar, NATO'nun Türkiye'deki varlığını 'emperyalizmin ileri karakolu' olarak niteleyerek protestolar düzenlemiştir.
NATO'nun Yapısı ve Paneldeki Eleştiriler
Panelde konuşan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Emel Demir, NATO'nun bir savunma örgütü olmaktan ziyade, üye ülkelerin askeri çıkarlarını koruyan bir yapıya dönüştüğünü belirtti. Demir, ittifakın jeopolitik hedeflerine ulaşmasında bir araç olarak kullanıldığını savundu. İttifakın Balkanlar, Afganistan, Irak ve Libya gibi bölgelerdeki müdahalelerine dikkat çekti. Bu müdahalelerin bölge halkları için katliam ve işgal anlamına geldiğini ifade etti. Konuşmacı, mevcut uluslararası ilişkilerde güç dengelerinin değiştiğini ve NATO'nun bu yeni dengeyi kendi lehine çevirmeye çalıştığını iddia etti.
Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Emekli Prof. Dr. Can Uçar ise sunumunda NATO'nun ekonomik ve siyasi boyutlarına değindi. Uçar, ittifakın askeri harcamaları teşvik ederek küresel silah sanayisini beslediğini ve bu durumun dünya genelinde yoksulluğun ve eşitsizliğin artmasına neden olduğunu savundu. Ayrıca, NATO'nun genişleme politikalarının bölgedeki gerilimleri artırdığını ve uluslararası hukuk ilkelerine aykırı hareket ettiğini belirtti. Panelde, Türkiye'nin savunma harcamalarının milli gelire oranının NATO standartlarında seyrettiği ve bu harcamaların ülkenin ekonomik kaynakları üzerinde baskı oluşturduğu değerlendirmeleri yapıldı.
Türkiye'nin NATO Üyeliği ve Bölgesel Etkileri
DİSK Ege Bölge Temsilcisi Ali Güneş, Türkiye'nin NATO üyeliğinin ülke içinde toplumsal maliyetler yarattığını ileri sürdü. Güneş, özellikle sendikaların ve emek hareketinin, NATO'nun Türkiye'deki askeri üslerinin ve tatbikatlarının çevre üzerindeki etkileri ile ilgili eleştirel bir tutum sergilediğini hatırlattı. Temsilci, emperyalist politikaların işsizliği ve yoksulluğu derinleştirdiğini vurguladı. Bu nedenle işçi sınıfının emperyalizm karşıtı mücadelede öncü rol oynaması gerektiğini dile getirdi.
Türkiye'nin NATO içerisindeki konumu, tarihsel olarak hem stratejik avantajlar hem de dış politika kısıtlamaları getirmiştir. Ülke, ittifakın güneydoğu kanadında yer alması nedeniyle bölgesel güvenlik açısından önemli bir rol üstlenmektedir. Aynı zamanda ittifakın politikaları doğrultusunda hareket etme yükümlülüğü taşımaktadır. Panelde, bu durumun Türkiye'nin bağımsız dış politika oluşturma kapasitesini sınırladığı ve özellikle komşu ülkelerle ilişkilerde sorunlara yol açabileceği yönünde görüşler paylaşıldı.
Ankara NATO Zirvesi Öncesi Beklentiler ve Ortak Mücadele Çağrısı
Panel konuşmacıları, önümüzdeki ay Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nin, ittifakın gelecekteki stratejilerini ve genişleme planlarını ele alacağını öngördü. EMEP yetkilileri, zirvenin emperyalist hedeflere hizmet edeceğini ve bu nedenle Türkiye halkının ve dünya genelindeki barış yanlılarının bu zirveye karşı ortak bir mücadele hattı oluşturmasının kritik önem taşıdığını ifade etti. Panelistler, "Türkiye'nin emperyalizmin karargahı yapılmasına karşı mücadele büyütülmeli" şiarını tekrarladı.
Ortak mücadele çağrısı kapsamında, çeşitli siyasi partiler, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin bir araya gelmesi önerildi. Ankara Zirvesi öncesi ve sırasında protesto ve bilgilendirme etkinlikleri düzenlenmesi planlanmaktadır. Panelde, bu tür etkinliklerin NATO'nun politikalarına karşı kamuoyu duyarlılığını artırmanın ve alternatif bir barış siyaseti oluşturmanın temel adımları olacağı belirtildi. Konuşmacılar, uluslararası dayanışmanın da bu süreçte önemli bir güç unsuru olacağının altını çizdi.
Panel Sonrası EMEP'ten Gelecek Adımlar
EMEP İzmir İl Örgütü, panelde dile getirilen görüşler doğrultusunda anti-NATO mücadelesini önümüzdeki dönemde de sürdüreceğini açıkladı. Parti yetkilileri, Ankara'daki NATO Zirvesi'ne karşı ülke genelinde benzer paneller ve toplantılar düzenlemeyi hedefliyor. Ayrıca, Ankara'da yapılacak merkezi eylemlere katılım sağlanması planlanıyor. Bu etkinlikler, NATO'nun bölgesel ve küresel politikalarına karşı muhalif sesleri birleştirmeyi amaçlamaktadır. EMEP, bu mücadelenin Türkiye'nin bağımsız dış politikası için hayati olduğunu vurgulamaktadır.




