Gündem

Kürecik Üssü Bölgesinde Kadınlardan Tepki:

28 Şubat 2026 23:38Anlık Gündem Editör5 dk okuma1 görüntüleme
Diverse group of people holding signs advocating for equal rights during a peaceful protest outdoors.

Malatya'nın Kürecik bölgesinde bir araya gelen kadınlar, Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca'nın katılımıyla, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik potansiyel saldırılarına tepki gösterdi. Karaca ve beraberindeki kadınlar, NATO'ya bağlı Kürecik Füze Kalkanı Radar Üssü'nün bölge halkını hedef haline getirdiğini savunarak, "Halklara kıyım getiren bu üssü istemiyoruz" açıklamasında bulundu. Eylemciler, üssün emperyalist savaş politikalarının bir parçası olmaması gerektiğini dile getirdi.

EMEP Milletvekili Sevda Karaca'nın Açıklamaları ve Çağrısı

Malatya'da düzenlenen etkinlikte konuşan EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Ortadoğu'daki mevcut gerilimlere ve Kürecik Radar Üssü'nün bu gerilimlerdeki rolüne dikkat çekti. Karaca, özellikle ABD ve İsrail'in İran'a yönelik olası askeri müdahalelerinin bölgede yaratacağı sonuçlar konusunda endişelerini dile getirdi. Milletvekili Karaca, üssün Türkiye'nin ve bölge halklarının güvenliğine değil, aksine mevcut çatışmaları derinleştirmeye hizmet ettiğini ifade etti. Bu tür askeri yapılanmaların bölgesel barışı tehdit ettiğini ve Türkiye'yi istenmeyen bir savaşın içine çekebileceği uyarısında bulundu.

Karaca, açıklamasında kadınların barış ve güvenlik taleplerine vurgu yaparak, savaşların en büyük mağdurlarının kadınlar ve çocuklar olduğunu belirtti. "Savaşlar, göçü, yoksulluğu ve şiddeti beraberinde getiriyor. Biz kadınlar, bu savaş makinesinin parçası olmak istemiyoruz" diyerek, Kürecik Üssü'nün kapatılması çağrısını yineledi. EMEP'in kuruluşundan bu yana barışçıl bir dış politika ve uluslararası ilişkiler benimsediği bilinmektedir. Partinin programında askeri üslerin kapatılması ve NATO'dan çıkılması yönündeki talepler yer almaktadır.

Kürecik Füze Kalkanı Radar Üssü'nün Tarihi ve Stratejik Önemi

Malatya'nın Akçadağ ilçesine bağlı Kürecik bölgesinde konuşlu olan NATO Füze Kalkanı Radar Üssü, Türkiye'nin NATO üyeliği çerçevesinde 2012 yılında faaliyete geçti. Üs, NATO'nun Avrupa Füze Savunma Sistemi'nin bir parçası olarak tasarlandı. Temel görevi, müttefik ülkeleri balistik füze saldırılarına karşı korumak amacıyla füze rampalarından fırlatılan füzeleri erken aşamada tespit etmek ve izlemektir. Üsteki radar sistemi, özellikle İran gibi potansiyel tehdit olarak görülen ülkelerden gelebilecek balistik füzelere karşı bir erken uyarı işlevi görmektedir.

Üssün kurulduğu dönemden itibaren Türkiye kamuoyunda ve siyasi çevrelerde tartışmalara yol açtığı bilinmektedir. Özellikle, üssün radar verilerini İsrail ile paylaşma ihtimali ve Türkiye'yi bölgedeki çatışmalara taraf etme potansiyeli eleştirilerin odak noktası olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komutası altında faaliyet gösterse de, sistemin NATO bünyesinde olması ve belirli stratejik hedeflere hizmet etmesi, ulusal güvenlik ve egemenlik tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Dönemin hükümet yetkilileri, üssün yalnızca savunma amaçlı olduğunu ve herhangi bir ülkeyi hedef almadığını belirtmişlerdir.

Bölgesel Gerilimler ve Kürecik Üssü'nün Algılanan Rolü

Ortadoğu, uzun yıllardır devam eden siyasi istikrarsızlık ve çatışmalarla karakterize edilmektedir. Özellikle İran'ın nükleer programı ve bölgesel politikaları, ABD ve İsrail başta olmak üzere birçok ülkeyle gerilimin tırmanmasına neden olmuştur. Bu bağlamda, Kürecik Üssü'nün İran'dan gelebilecek füze tehditlerine karşı geliştirilen bir savunma mekanizması olarak konumlandırılması, İran tarafından da bir tehdit unsuru olarak algılanmaktadır. İranlı yetkililer, geçmişte bu üssü hedef alabileceklerini ima eden açıklamalarda bulunmuşlardır.

Bölgedeki aktörler arasındaki güç dengeleri ve çıkar çatışmaları, Kürecik Üssü gibi askeri tesislerin stratejik önemini artırmaktadır. Muhalif siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları, Türkiye'nin bu tür üsler aracılığıyla bölgesel çatışmaların potansiyel bir hedefi haline gelmesinden duydukları endişeyi sıkça dile getirmektedir. Bu durum, Türkiye'nin dış politikasındaki denge arayışlarını ve bölgesel güvenlik dinamiklerini karmaşıklaştıran bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Uluslararası ilişkiler uzmanları, Ortadoğu'daki herhangi bir büyük çaplı çatışmanın Türkiye üzerinde ciddi insani ve ekonomik sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarılar yapmaktadır.

Kadınların Barış ve Güvenlik Talepleri Tarihsel Arka Planı

Tarihsel süreç boyunca, kadınlar dünya genelinde savaş karşıtı hareketlerde ve barış taleplerinde aktif rol oynamıştır. Birinci Dünya Savaşı döneminden günümüze kadar uzanan bu mücadele, savaşların insani yıkımına ve toplumsal etkilerine dikkat çekmeyi hedeflemiştir. Kadınların, savaşların yol açtığı göç, yoksulluk, cinsel şiddet ve aile yapısının bozulması gibi konulardaki deneyimleri, onları barış hareketlerinin ön saflarına itmiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1325 sayılı Kararı gibi uluslararası belgeler de, kadınların barış ve güvenlik süreçlerine katılımının önemini vurgulamaktadır.

Türkiye'de de kadın örgütleri, Kürt sorunu, Kıbrıs sorunu ve bölgesel çatışmalar gibi konularda barışçıl çözümler talep etmek için çeşitli eylemler ve kampanyalar düzenlemişlerdir. Kürecik Üssü özelindeki bu eylem de, kadınların savaş ve militarizm karşıtı duruşunun bir yansıması olarak değerlendirilmektedir. Kadın aktivistler, askeri harcamaların azaltılarak eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlere yönlendirilmesi gerektiğini savunmakta, bu yolla daha adil ve barışçıl bir dünya düzeninin mümkün olacağına inanmaktadırlar.

Önceki Protestolar ve Siyasi Tartışmalar

Kürecik Füze Kalkanı Radar Üssü, faaliyete geçtiği günden bu yana çeşitli sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve yerel halk tarafından protesto edilmiştir. Özellikle her yıl üssün kuruluş yıl dönümlerinde veya bölgesel gerilimlerin arttığı dönemlerde üsse yakın bölgelerde gösteriler düzenlenmektedir. Bu protestolarda genellikle "Kürecik kapatılsın", "Üsler kalksın, barış gelsin" gibi sloganlar öne çıkmaktadır. Eylemciler, üssün varlığının bölge güvenliğini tehlikeye attığını ve Türkiye'yi ABD'nin Ortadoğu politikalarına alet ettiğini iddia etmektedir.

TBMM'de de Kürecik Üssü'nün akıbeti ve Türkiye'nin dış politikadaki konumu hakkında çeşitli soru önergeleri ve genel görüşme talepleri sunulmuştur. Muhalefet partileri, üssün İsrail'in güvenliğine hizmet ettiği yönündeki iddiaların araştırılmasını ve üssün kapatılması olasılığının değerlendirilmesini talep etmişlerdir. Hükümet yetkilileri ise, üssün NATO kapsamında, Türkiye'nin ulusal savunma stratejisine uygun olarak faaliyet gösterdiğini ve alınan bilgilerin sadece NATO müttefikleriyle paylaşıldığını belirtmişlerdir. Bu açıklamalar, tartışmaları tam anlamıyla sonlandırmamış, kamuoyunda farklı görüşler varlığını sürdürmüştür.

Malatya Kürecik'te kadınların ve EMEP Milletvekili Sevda Karaca'nın Kürecik Üssü'ne yönelik açıklamaları, Türkiye'nin dış politikasındaki hassas dengeleri ve bölgesel güvenlik kaygılarını bir kez daha gündeme taşımıştır. Üssün gelecekteki rolü, Ortadoğu'daki gelişmeler ve Türkiye'nin uluslararası ilişkilerindeki pozisyonu doğrultusunda şekillenmeye devam edecektir. Bu tür protestoların, kamuoyunun bölgesel askeri varlıklara yönelik görüşlerini ifade etme biçimlerinden biri olduğu gözlemlenmektedir.

İlgili Haberler

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Kürecik Üssü Bölgesinde Kadınlardan Tepki: | Anlık Gündem