İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) taşeron şirketlerinden Platform Turizm bünyesinde görev yapan yüzlerce İBB taşeron şoförü, ücret eşitsizliği, uzun çalışma saatleri ve çeşitli hak gasplarına karşı 24 Ekim 2025 Cuma günü Saraçhane'deki İBB binası önünde eylem düzenledi. Şoförler, “eşit işe eşit ücret” ve “kadro” taleplerini dile getirerek, çalışma koşullarının iyileştirilmesini talep etti. Eyleme katılan işçiler, taleplerinin İBB yönetimi tarafından dikkate alınması yönünde çağrıda bulundu.
İBB Taşeron Şoförlerinin Talepleri ve Çalışma Düzeni
Platform Turizm, İstanbul genelinde toplu taşıma hizmetlerinin önemli bir parçası olan İBB bünyesindeki çeşitli birimlere şoför temin eden bir taşeron şirket olarak faaliyet göstermektedir. Taşeronluk sistemi, genellikle kamu kurumlarının iş yükünü hafifletmek ve maliyetleri düşürmek amacıyla tercih edilmekle birlikte, bu sistemde çalışan işçilerin güvencesiz çalışma koşulları ve temel haklardan mahrum kalma riskleri sıkça gündeme gelmektedir.
Türkiye'de taşeron işçilik, uzun yıllardır işçi sendikaları ve emek örgütlerinin mücadele alanlarından biri olmuştur. İşçiler, “eşit işe eşit ücret” talebiyle, aynı işi yapan kadrolu İBB personeli ile aralarındaki ücret farkının kapatılmasını istemektedir. Kadro talebi ise, taşeron işçilerin en temel beklentilerinden biridir. Kadrolu statüye geçiş, iş güvencesinin artması, sendikal haklardan daha etkin yararlanma, sosyal hakların iyileşmesi ve ücretlerin daha adil bir seviyeye gelmesi anlamına gelmektedir.
Taşeron işçiler, mevcut durumda işten çıkarılma riskinin yüksek olması, sendikal faaliyetlerinin kısıtlanması ve ek sosyal haklardan mahrum bırakılması gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. İşçilerin ifade ettiğine göre, günlük çalışma saatlerinin yasal sınırların üzerine çıkması ve fazla mesai ücretlerinin eksik veya hiç ödenmemesi de diğer önemli sorun başlıkları arasında yer almaktadır.
İBB'nin Taşeron İstihdam Politikaları ve Şoförler
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ulaşım hizmetlerinden temizliğe, güvenlikten teknik destek birimlerine kadar geniş bir yelpazede taşeron firmalar aracılığıyla hizmet almaktadır. Bu durum, on binlerce işçinin taşeron şirketler bünyesinde çalışmasına yol açmaktadır. İBB yönetimi, taşeron istihdam modelinin yasal çerçeveler dahilinde yürütüldüğünü ve hizmet kalitesinin sürdürülebilirliği için bu tür işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu belirtmektedir.
Ancak, işçi temsilcileri ve sendikalar, belediyelerin doğrudan istihdam politikalarına yönelerek, taşeron işçilerin güvenceli ve eşit koşullarda çalışmasını sağlaması gerektiğini savunmaktadır. Geçmiş dönemlerde farklı belediyelerde ve kamu kurumlarında taşeron işçilerin kadroya alınmasına yönelik çeşitli adımlar atılmış, ancak bu adımlar tüm taşeron işçileri kapsayıcı olmamıştır. Bu eylem, İBB'nin taşeron şirketlerle olan ilişkilerini ve işçi politikalarını bir kez daha kamuoyunun gündemine taşımıştır.
İBB yetkilileri, konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmazken, işçilerin taleplerinin değerlendirilip değerlendirilmeyeceği merak konusu olmuştur. Şoförlerin eylemi, belediyenin hizmet kalitesi ve sürdürülebilirliği üzerinde de potansiyel etkiler yaratabilir. İBB'nin ulaşım hizmetleri, İstanbul'un günlük yaşamı için hayati önem taşımaktadır ve bu tür işçi eylemleri, kent içi ulaşımda aksaklıklar yaşanmasına neden olabilmektedir.
Ücret Eşitsizliği ve Uzun Çalışma Saatleri Sorunu
Taşeron şoförlerin dile getirdiği ücret eşitsizliği, Türkiye'deki işgücü piyasasında sıkça karşılaşılan bir sorundur. Aynı veya benzer işi yapan ancak farklı istihdam statülerine sahip (kadrolu, taşeron, sözleşmeli) işçiler arasında önemli ücret farkları oluşabilmektedir. Bu durum, işçiler arasında motivasyon düşüklüğüne ve hakkaniyet algısının zedelenmesine yol açmaktadır. Taşeron şirketler aracılığıyla istihdam edilen işçilerin maaşları, genellikle kamu kurumlarındaki kadrolu emsallerine göre daha düşük seyretmekte ve sosyal hakları da daha kısıtlı kalabilmektedir.
Uzun çalışma saatleri de taşeron şoförlerin şikayetçi olduğu diğer bir önemli konudur. Trafik yoğunluğu, sefer sayılarının artması ve personel eksikliği gibi faktörler, şoförlerin günlük ve haftalık yasal çalışma sürelerinin üzerine çıkmasına neden olabilmektedir. Bu durum, hem işçi sağlığı ve güvenliği açısından risk oluşturmakta hem de trafik güvenliğini olumsuz etkileyebilmektedir. Aşırı yorgunluk, dikkat dağınıklığına ve kazalara davetiye çıkarabilir. İşçilerin beyanına göre, fazla mesai ücretlerinin yasalara uygun olarak ödenmemesi veya eksik ödenmesi de bu sorunu derinleştirmektedir.
Sendikal Haklar ve İş Güvencesi Mücadelesi
Taşeron işçilerin sendikal örgütlenme ve iş güvencesi mücadelesi, Türkiye işçi hareketinin önemli gündem maddelerinden biridir. Taşeron şirketlerde çalışan işçiler, genellikle işten çıkarılma korkusu nedeniyle sendikalara üye olmakta veya sendikal faaliyetlere katılmakta çekinceler yaşayabilmektedir. Ancak, son yıllarda bu alanda yapılan yasal düzenlemeler ve sendikaların artan örgütlenme çabalarıyla taşeron işçilerin sendikalaşma oranlarında belirli bir artış gözlemlenmiştir. Yine de, iş güvencesinin yetersizliği, taşeron sisteminin temel sorunlarından biri olmaya devam etmektedir.
İşçiler, herhangi bir nedenle işverenle anlaşmazlık yaşadıklarında veya şirket politikalarında değişiklik olduğunda işlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilmektedir. Şoförlerin Saraçhane'deki eylemi, sendikal hakların ve iş güvencesinin tüm çalışanlar için eşit derecede sağlanması gerektiği yönündeki genel çağrıyı yansıtmaktadır. İşçi temsilcileri, toplu sözleşme hakkının taşeron işçileri de kapsayacak şekilde genişletilmesi ve işten çıkarmalara karşı daha güçlü yasal korumalar getirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu tür eylemler, işçilerin seslerini duyurarak, kamuoyu desteği sağlamayı ve ilgili kurumlar üzerinde çözüm arayışlarına yönelme baskısı oluşturmayı hedeflemektedir.
Eylemin Kamuoyu ve İBB Üzerindeki Potansiyel Etkileri
İBB şoförlerinin Saraçhane'de gerçekleştirdiği eylem, sadece çalışanların kendi hak talepleriyle sınırlı kalmayıp, taşeron işçilik sisteminin genel sorunlarını da bir kez daha kamuoyunun gündemine taşımıştır. Bu tür protestolar, medya aracılığıyla geniş kitlelere ulaşarak, vatandaşların taşeron işçilerin yaşadığı zorluklar hakkında farkındalık kazanmasına yardımcı olmaktadır. Kamuoyu desteği, işçilerin taleplerinin karşılanması yönünde siyasi irade üzerinde baskı oluşturabilen önemli bir faktördür.
İBB yönetimi açısından bakıldığında ise, bu eylemler hem kurumsal itibar hem de hizmet sürekliliği açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Şoförlerin taleplerinin karşılanmaması veya göz ardı edilmesi, ilerleyen dönemlerde daha geniş çaplı iş bırakma eylemlerine veya hizmet aksaklıklarına yol açabilir. Bu durum, İstanbul gibi büyük bir metropolde günlük yaşamı doğrudan etkileyerek, belediyenin hizmet performansına yönelik eleştirileri artırabilir. İBB'nin bu duruma nasıl bir yanıt vereceği, gelecekteki işçi-işveren ilişkileri ve taşeron politikaları açısından belirleyici olacaktır.
Platform Turizm bünyesindeki İBB taşeron şoförlerinin Saraçhane'deki eylemi, Türkiye'deki taşeron işçilik meselesinin güncelliğini koruduğunu ve bu alandaki hak mücadelelerinin devam ettiğini göstermektedir. İşçilerin 'eşit işe eşit ücret' ve 'kadro' talepleri, sendikaların ve emek örgütlerinin de desteğiyle önümüzdeki dönemde İBB yönetimi ve ilgili yasal merciler nezdinde tartışılmaya devam edecektir. Bu sürecin, taşeron işçilerin çalışma koşullarına ve haklarına yönelik kapsamlı bir iyileştirmeye yol açıp açmayacağı, gelecek dönemdeki gelişmelerle ortaya çıkacaktır.




