Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadıköy İlçe Örgütü ve İstanbul Geri Dönüşüm İşçileri Derneği, Zonguldak'taki işçi saldırıları ve Kürt işçilere yönelik şiddeti protesto etmek amacıyla 27 Ağustos 2024 tarihinde toplandı. İstanbul Kadıköy’deki Süreyya Operası önünde düzenlenen basın açıklamasında, işçilerin can güvenliği ve çalışma özgürlüğünün güvence altına alınması talep edildi. "Irkçı saldırılara sessiz kalmıyoruz" sloganıyla gerçekleştirilen eyleme çok sayıda demokratik kitle örgütü, sendika temsilcisi ve hak savunucusu da katılarak destek verdi.
Zonguldak'taki İşçi Saldırıları ve Güvenlik Kaygılarının Arka Planı
Zonguldak’ta mevsimlik tarım ve inşaat sektöründe çalışan Kürt işçilere yönelik son dönemde yaşanan fiziki ve sözlü şiddet olayları sivil toplum örgütlerinin gündemindeki yerini koruyor. Türkiye genelinde mevsimlik işçilerin barınma, ulaşım ve çalışma koşullarındaki yetersizlikler kronikleşirken, güvenlik sorunları da bu tabloya ekleniyor. Türkiye Barolar Birliği ve çeşitli insan hakları örgütlerinin raporlarına göre, tarım ve inşaat gibi güvencesiz alanlarda istihdam edilen mevsimlik işçiler, gittikçe daha fazla ayrımcı uygulamaya maruz kalıyor.
Kadıköy’deki eylemde söz alan konuşmacılar, anayasal güvence altındaki çalışma hürriyeti ve can güvenliği haklarının her birey için eşit şekilde uygulanması gerektiğine dikkat çekti. Bu kapsamda yetkililerin mevsimlik emekçileri korumak adına acilen somut adımlar atması gerektiği ifade edildi.
Zonguldak'taki İşçi Saldırıları İçin Ortak Güvenlik Talebi
Kadıköy'deki Süreyya Operası önündeki kitlesel buluşmada, DEM Parti Kadıköy İlçe Örgütü "Irkçı Saldırılara Sessiz Kalmıyoruz" yazılı pankart taşıdı. İstanbul Geri Dönüşüm İşçileri Derneği ise inanç değerlerine atıfta bulunan dövizlerle ayrımcılığı protesto etti. Ortak açıklamada, Zonguldak'ta gerçekleşen saldırıların faillerinin cezasız kalmasının yeni şiddet olaylarına zemin hazırladığı öne sürüldü.
İşçi temsilcileri, geri dönüşüm ve diğer ağır iş kollarında çalışan emekçilerin maruz kaldığı toplumsal baskılara karşı dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu. Güvenlik güçlerinin ve yerel mülki idarelerin, bölgedeki tüm çalışanların güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu vurgulandı. Sonuç olarak, Zonguldak'taki işçi saldırıları sonrasında yükselen bu tepkiler, mevsimlik ve güvencesiz işçilerin haklarının takipçisi olunacağını bir kez daha gösterdi.




