Gündem

Gazeteci Hakan Tosun Cinayeti Davasında Sanıkların Tutukluluğu Sürdü: Duruşma 8 Temmuz'a Ertelendi

7 Mayıs 2026 09:23Anlık Gündem Editör6 dk okuma
A stunning view of Istanbul's skyline as seen from across the Bosphorus Strait, capturing the calm sea and clear skies.

Esenyurt'ta sokak ortasında darp edilerek hayatını kaybeden gazeteci Hakan Tosun'un cinayet davasının ilk duruşması Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme heyeti, yargılanan iki sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verirken, bir sonraki duruşmanın 8 Temmuz 2024 tarihinde yapılmasına hükmetti. Duruşma salonunun fiziki yetersizliği ve emniyet güçlerinin müdahalesi nedeniyle, davayı takip etmek isteyen çok sayıda gazeteci ve avukatın adliyeye girişi kısıtlandı, bu durum adliye çevresinde arbede yaşanmasına neden oldu.

Hakan Tosun Cinayeti ve Yargılama Süreci

Hakan Tosun, gazetecilik ve aktivizm alanlarındaki çalışmalarıyla tanınan bir isimdi. Halktv.com.tr gibi dijital medya platformlarında çeşitli haber ve yorumları yayımlanan Tosun, özellikle toplumsal sorunlar, insan hakları ve çevre konularında aktif faaliyetler yürütüyordu. 2024 yılının ilk aylarında İstanbul'un Esenyurt ilçesinde, sokakta yaşanan bir olayın ardından darp sonucu yaşamını yitirdi. Bu olay, kamuoyunda geniş yankı uyandırmış ve gazetecilik mesleğini icra edenlerin güvenliği konusundaki endişeleri yeniden gündeme getirmişti. Cinayetin ardından başlatılan soruşturmada gözaltına alınan şüpheliler hakkında 'kasten öldürme' suçlamasıyla dava açıldı.

Hakan Tosun cinayeti davası, basın meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından yakından takip edilen bir yargılama süreci haline geldi. Basın özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde, olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılması ve sorumluların adalete teslim edilmesi yönünde çağrılar yapıldı. Sanıkların yakalanması ve yargı sürecinin başlamasıyla birlikte, dosya üzerinde yapılan incelemeler ve toplanan deliller, ilk duruşma öncesinde mahkemeye sunuldu. Davanın önemi, sadece bir cinayet vakası olmaktan öte, gazetecilerin mesleki faaliyetleri sırasında karşılaştığı riskleri ve hukuki güvencelerin uygulanışını da içermesinden kaynaklanıyordu.

Duruşma Öncesi Adliyede Yaşanan Gerginlikler

Davanın ilk duruşması öncesinde, Hakan Tosun'un ailesi, yakınları, meslektaşları ve davayı takip etmek isteyen avukatlar, İncirli metro çıkışında bir araya gelerek Bakırköy Adliyesi'ne doğru yürüyüş yapmak ve basın açıklaması düzenlemek istedi. Ancak, polis ekipleri yürüyüşe izin vermedi ve üzerinde 'Hakan Tosun'a ne oldu?' yazılı pankartın açılmasını engelledi. Polis barikatı önünde yaşanan gerginlikte, Hakan Tosun'un annesi Fatma Tosun, 'Çocuğum sokak ortasında dövüldüğünde polis neredeydi?' sözleriyle müdahale eden polislere tepki gösterdi. Tartışmaların ardından, kitle pankartları indirilerek ve polis kontrolünde, tek sıra halinde adliyeye geçmek zorunda kaldı.

Adliye binasında da benzer kısıtlamalar yaşandı. Duruşmanın görüleceği Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi'ne, yoğun katılım beklentisine rağmen küçük bir salon tahsis edilmesi tepkilere neden oldu. Mahkeme heyeti, günlerdir yapılan başvurulara rağmen davanın daha büyük bir salona alınması talebini reddetti. Yalnızca 15-20 kişilik kapasiteye sahip olan bu salona, sadece taraf avukatları ve Hakan Tosun'un ailesi alındı. Duruşmayı takip etmek için adliyeye gelen çok sayıda gazeteci ve avukatın, salon önünde kurulan demir bariyerler nedeniyle içeriye girişine izin verilmedi. Çevik kuvvet polislerinin müdahalesiyle yaşanan arbedede, bazı gazeteciler ve avukatlar darp edildi. Bu kısıtlamalar, duruşmaların kamuoyuna açık olma ilkesinin ihlali olarak değerlendirildi.

Gazetecilere Yönelik Kota Uygulamasına İtirazlar

Duruşma salonuna gazetecilerin girişinin tamamen engellenmesinin ardından, mahkeme heyeti basına yönelik bir kota uygulaması getirme girişiminde bulundu. İlk olarak, duruşmaya sadece yedi gazetecinin alınabileceği bildirildi. Ancak, adliye önünde bekleyen gazeteciler, meslektaşlarının davasını hep birlikte takip etme hakkını vurgulayarak bu sınırlamayı kabul etmediklerini belirtti. Gazeteciler, kamuoyunun bilgi edinme hakkı ve basın özgürlüğü ilkeleri gereği duruşmanın şeffaf bir şekilde takip edilmesi gerektiğini savundu. Bunun üzerine yetkililer, 'İçeriye sadece 3-4 adliye muhabiri gelsin' şeklinde yeni bir teklif sundu.

Basın mensupları, bu kısıtlayıcı dayatmayı da reddederek, duruşmaların 'aleniyet ilkesi' gereği kamuoyuna açık olması gerektiğini dile getirdi ve salon önündeki bekleyişlerini sürdürdü. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) başta olmak üzere birçok basın meslek örgütü, mahkemelerin aleniyet ilkesine riayet etmesi gerektiğini ve bu tür kısıtlamaların halkın haber alma hakkını ihlal ettiğini belirten açıklamalar yaptı. Bu olay, Türkiye'de gazetecilerin yargı süreçlerini takip etme hakları ve genel basın özgürlüğü tartışmalarının bir parçası olarak değerlendirildi.

Aleniyet İlkesi ve Adil Yargılanma Hakkı Vurgusu

Duruşma öncesinde müdahil avukatlar, duruşma salonunun fiziki yetersizliğine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Avukatlar, Hakan Tosun davasının sadece bir ceza yargılamasından ibaret olmadığını, aynı zamanda yaşam hakkı, ifade özgürlüğü ve çevre hakkının kesişiminde yer alan, toplumsal yönü ağır basan bir yargılama olduğunu belirtti. Açıklamada, 'Bu yoğun katılım beklentisi karşısında mevcut otuz kişilik duruşma salonunun fiziki kapasitesinin yetersiz kalacağı tartışmasızdır. Duruşmaların aleniyeti, adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Fiziki yetersizlikler nedeniyle duruşmaya erişimin sınırlanması, aleniyet ilkesinin ihlali anlamına geleceği gibi; savunma hakkını da zedeleyecektir' ifadelerine yer verildi.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) ilgili hükümleri, yargılamaların açık olmasını, yani 'aleniyet ilkesi'ni temel bir hak ve güvence olarak kabul eder. Bu ilke, yargılama sürecinin şeffaflığını sağlamayı, kamuoyunun yargıyı denetlemesine olanak tanımayı ve adil yargılanma hakkını güvence altına almayı amaçlar. Hukukçular, dar bir alanda yürütülecek bir yargılamanın, davanın düzeni ve güvenliği açısından da operasyonel riskler barındırdığına dikkat çekti. Yetersiz salon kapasitesi nedeniyle kamuoyunun duruşmaya katılımının kısıtlanması, adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan aleniyetin ihlali olarak kabul edilmektedir.

Duruşmada Dinlenen Tanıklar ve Çelişkili İfadeler

Adliyede yaşanan gerginliklerin ardından başlayan duruşmada mahkeme heyeti, gün boyu toplamda 13 tanığı dinledi. Sanıklar, kendilerine yöneltilen 'kasten öldürme' suçlamalarını reddederken, Hakan Tosun'un ailesi ve çeşitli barolar davaya 'katılma' talebinde bulundu. Bianet'ten Evrim Kepenek'in haberine göre, tanıklar sanıklardan Abdurrahman'ın Hakan Tosun'a şiddet uyguladığını ifade etti. Ancak, dinlenen bazı tanıkların beyanlarının daha önce savcılıkta veya kollukta verdikleri ifadelerle çelişkili olduğu gözlemlendi. Bu çelişkiler, duruşma sırasında avukatlar tarafından gündeme getirildi ve tutanaklara geçti.

Tosun Ailesi’nin avukatlarından Cemal Yücel, tanıklardan birine yönelttiği 'Sizin daltonlar, ölüm timi gibi infaz timi gibi isimlerle silahlı paylaşımlarınız var, buna ne diyeceksiniz?' sorusuyla davanın örgütlü bir suç boyutuna sahip olabileceği iddiasını dile getirdi. Tanık bu soruya net bir yanıt vermezken, mahkeme başkanı 'Ne alakası var?' diyerek müdahale etti. Avukat Yücel ise, 'Örgütlü bir suç olduğunu anlatmaya çalışıyoruz' ifadesiyle cinayetin ardında daha geniş bir organizasyon olabileceği yönündeki iddialarını tekrarladı. Duruşma sonrası açıklama yapan Avukat Ömer Kavili, dinlenen tanıkların sanıkların aileleri tarafından bulunduğunu ve kamera kayıtlarının tanıkların doğruyu söylemediğini gösterdiğini belirtti. Avukat Cemal Yücel de tanık beyanlarının çelişkili ve gerçeklikten uzak olduğunu vurgulayarak, bu beyanların tekrar değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Hakan Tosun'un ailesi de tanıkların beyanlarını kabul etmediklerini kaydetti.

Savcılık Mütalaası ve Mahkemenin Ara Kararı

Duruşmada savcı, Hakan Tosun’un yaşamını yitirdiği olaya ilişkin mütalaasını mahkeme heyetine sundu. Savcı, Hakan Tosun’un suçtan doğrudan zarar görmesi nedeniyle ailesinin ve baroların davaya katılma taleplerinin kabul edilmesini talep etti. Ayrıca, olay anına ait kamera kayıtlarının bilirkişi incelemesi için ilgili kurumlara gönderilmesini istedi. Savcı, yargılanan sanıkların üzerlerine atılı 'kasten öldürme' suçunun Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) 'katalog suçlar' arasında yer aldığını belirterek, bu kapsamda sanıkların ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini mahkeme heyetinden talep etti. Katalog suçlar, genellikle tutuklama kararı için daha güçlü gerekçeler sunan ve kamu güvenliğini ilgilendiren suç tipleridir.

Mahkeme heyeti, savcının talepleri, dinlenen tanık ifadeleri, toplanan deliller ve dosyadaki mevcut durum değerlendirildikten sonra ara kararını açıkladı. Mahkeme, mevcut delil durumu, isnat edilen suçun vasıf ve mahiyeti ile kaçma şüphesi göz önüne alarak, yargılanan iki sanığın tutukluluk hallerinin devamına oy birliğiyle karar verdi. Davanın daha fazla delilin toplanması, kamera kayıtlarının bilirkişi incelemesi, eksik hususların giderilmesi ve yeni tanıkların dinlenmesi amacıyla 8 Temmuz 2024 tarihine ertelendiği bildirildi. Bu kararla birlikte, Hakan Tosun cinayetinin aydınlatılmasına yönelik hukuki süreç devam edecek ve dosya üzerindeki incelemeler sürecektir.

İlgili Haberler

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Gazeteci Hakan Tosun Cinayeti Davasında Sanıkların Tutukluluğu Sürdü: Duruşma 8 Temmuz'a Ertelendi | Anlık Gündem