DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, ülke genelinde yaşanan aşırı sıcaklarda çalışma koşullarının iyileştirilmesi için önemli bir adım attı. Bu kapsamda açık havada çalışmaya belirli sınırlamalar getirilmesini talep etti. Milletvekili Konukçu, talebini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'a sunduğu bir soru önergesiyle dile getirdi. Önergede, yüksek sıcaklıkların işçi sağlığı üzerindeki riskleri nedeniyle açık alanda çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi veya yasaklanması gerektiği vurgulandı.
Kezban Konukçu'dan Aşırı Sıcaklarda Çalışma İçin Öneri
Kezban Konukçu, Bakan Işıkhan'a yönelttiği soru önergesinde, özellikle inşaat, tarım ve kurye gibi sektörlerde aşırı sıcaklarda çalışma yürüten işçilerin yaşadığı zorluklara dikkat çekti. Bu sektörlerde çalışanların yüksek sıcaklıklara doğrudan maruz kaldığını belirtti.
Önergede, yüksek hava sıcaklıklarının işçilerin sağlığı üzerinde dehidrasyon, ısı çarpması gibi ciddi olumsuz etkilere yol açabileceği ifade edildi. Ayrıca, bu koşulların iş kazası riskini artırabileceği ve verimlilik kaybına neden olabileceği de vurgulandı. Milletvekili, Bakanlıktan aşırı sıcaklarda çalışan işçilerin korunmasına yönelik acil ve somut önlemler alınmasını istedi.
Aşırı Sıcaklarda Çalışmanın Sağlık ve Verimlilik Etkileri
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye'de yaz aylarında sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği dönemler yaşanmaktadır. Uzmanlar, özellikle öğle saatlerinde görülen yüksek sıcaklıkların, açık alanda ağır fiziksel iş yapan bireylerde ısı çarpması, kalp krizi ve diğer sağlık sorunları riskini artırdığı konusunda uyarıyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) de aşırı sıcaklarda çalışma koşullarının küresel çapta iş verimliliğini düşürdüğünü ve çalışanların sağlığını tehdit ettiğini rapor etmektedir. Bu durum, çalışma koşullarının yeniden değerlendirilmesi ve iklim değişikliği etkilerine karşı işçi güvenliği önlemlerinin güçlendirilmesi ihtiyacını ortaya koyuyor. DEM Parti'nin bu önerisi, aşırı sıcaklarda çalışmanın getirdiği risklere karşı somut adımlar atılması gerekliliğini bir kez daha gündeme getiriyor.



