DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Ankara NATO Zirvesi öncesinde başkentte yaşanan gözaltı ve tutuklamalara sert tepki gösterdi. Bakırhan, zirve hazırlıklarını 'bahane' olarak nitelendirerek Ankara'nın 'açık cezaevine çevrildiğini' iddia etti. Evrensel gazetesinin haberine yansıyan açıklamalarda, NATO'yu 'savaş aygıtı' olarak tanımlayan Bakırhan, barış süreci için TBMM'ye çerçeve yasa çağrısı yaptı.
Ankara NATO Zirvesi Öncesi Gözaltı İddiaları
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde şehirde gözaltı ve tutuklamaların yaşandığını öne sürdü. Bakırhan'a göre, bu uygulamalar başkenti 'açık cezaevi'ne dönüştürdü. Kentteki güvenlik tedbirlerinin zirvenin çok ötesinde bir boyuta ulaştığı ve sivil toplum ile muhalif sesleri susturmaya yönelik olduğu dile getirildi. Ancak gözaltı ve tutuklamaların sayıları veya resmi gerekçelerine dair detaylı bilgi, Bakırhan'ın açıklamasında yer almadı.
Uluslararası etkinlikler öncesinde güvenlik önlemlerinin artırılması yaygın bir uygulama olsa da, gösteri ve toplantı özgürlüğü kapsamındaki hak ihlali iddiaları sıkça gündeme geliyor. İnsan hakları örgütleri ve muhalefet partileri bu konuları dile getiriyor. Türkiye'de son yıllarda, özellikle büyük çaplı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine getirilen kısıtlamalar, Anayasa Mahkemesi kararlarıyla da tartışma konusu olmuştu.
NATO'nun Rolü ve Barış Süreci Talebi
Tuncer Bakırhan, açıklamasında NATO'yu 'savaş aygıtı' olarak nitelendirdi. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), 1949 yılında kurulmuş, kolektif savunma ve güvenlik birliği olarak faaliyet gösteriyor. Türkiye, 1952'den bu yana ittifakın önemli üyelerinden biri konumunda bulunuyor. NATO'nun varlığı ve faaliyetleri, uluslararası güvenlik politikaları ve bölgesel çatışmalar bağlamında farklı siyasi kesimler tarafından değerlendirmelere tabi tutuluyor.
Bakırhan ayrıca, Türkiye'de 'barış süreci' olarak bilinen ve Kürt sorununun çözümü için yürütülen müzakerelerle ilgili olarak bir 'çerçeve yasa' talebini dile getirdi. Geçmişte 'Çözüm Süreci' adıyla yürütülen diyaloglar 2015'te sona ermişti. DEM Parti ve önceki parti yapıları, o dönemden bu yana Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözümü için yasal bir zeminin oluşturulması gerektiğini savunuyor.
DEM Parti'nin Siyasi Durumu ve Toplantı Hakkı Vurgusu
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Türkiye siyasetinde Kürt seçmen tabanına hitap eden, Kürt sorununun barışçıl çözümü, demokrasi ve insan hakları konularında aktif siyaset yapan bir parti olarak biliniyor. Geçmişte HDP olarak da faaliyet gösteren partinin temel söylemleri, hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve toplantı hakkının güvence altına alınması yönünde. Parti yetkilileri, bu hakların sıkça ihlal edildiği yönünde eleştiriler yöneltiyor.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 34. maddesi, herkesin önceden izin almaksızın silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahip olduğunu belirtir. Bu hakkın kullanımı, belirli durumlarda kanunla kısıtlanabilir. Uluslararası sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları da toplantı ve gösteri özgürlüğünün önemine vurgu yapar. Ancak, büyük şehirlerdeki etkinlikler veya ulusal güvenlik gerekçesiyle getirilen yasaklar zaman zaman tartışmalara yol açmaktadır.
NATO Zirvesi Güvenlik Tedbirleri ve Tartışmaları
NATO zirveleri gibi uluslararası üst düzey toplantılar, ev sahibi ülkelerde geniş güvenlik tedbirleri alınmasını gerektirir. Bu tedbirler genellikle toplantı alanları çevresinde güvenlik çemberleri oluşturulması ve giriş çıkışların kontrol edilmesi şeklinde gerçekleşir. Amaç, zirveye katılan devlet ve hükümet başkanlarının güvenliğini sağlamak ve olası provokasyonları engellemektir. Ancak bu tür önlemlerin günlük yaşam üzerindeki etkileri ve temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması potansiyeli, her zaman siyasi ve toplumsal tartışmaları beraberinde getirir.
Geçmişte G-20, NATO veya diğer uluslararası zirvelere ev sahipliği yapan birçok ülkede protesto gösterileri düzenlenmişti. Bu göstericilere karşı güvenlik güçlerinin müdahaleleri yaşanmıştır. Müdahalelerin orantılılığı ve hukuka uygunluğu, uluslararası insan hakları örgütlerinin ve yerel sivil toplum kuruluşlarının incelemesi altında olmuştur. Türkiye'de de bu tür zirveler öncesinde güvenlik önlemleri her zaman gündemin bir parçası olmuştur.
Gelişmelerin Olası Etkileri
DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan'ın bu açıklamaları, yaklaşan Ankara NATO Zirvesi öncesinde başkentteki güvenlik uygulamalarını ve Türkiye'deki demokratik haklar tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Bakırhan'ın 'açık cezaevi' nitelemesi ve barış süreci için çerçeve yasa çağrısı, parti tabanında ve muhalif kesimlerde yankı bulması beklenmektedir. Gözaltı ve tutuklama iddialarına ilişkin resmi makamlardan henüz bir açıklama gelmedi. Zirve süresince ve sonrasında, Ankara'daki güvenlik uygulamalarının ve toplantı/gösteri özgürlüğü ihlali iddialarının kamuoyunda tartışılmaya devam edeceği öngörülüyor; bu durum, ifade özgürlüğü ve güvenlik dengesi üzerine önemli soruları beraberinde getirmektedir.



