Dünya

ABD-İsrail İlişkisi Dönüşüyor: 'Özel İttifak' Bitiyor mu?

1 Temmuz 2026 06:13Anlık Gündem Editör4 dk okuma1 görüntüleme

Foreign Policy dergisinin 2026 Yaz sayısı, ABD-İsrail ilişkisinin uzun yıllardır "değişmez" kabul edilen "özel ittifak" statüsünün sona yaklaştığını analiz etti. Joshua Leifer'ın "Pek de özel olmayan ittifak" başlıklı analizi, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın Amerikan siyasetindeki ve kamuoyundaki değişimler ile İsrail'in politikaları nedeniyle yeni bir evreye girdiğini vurguluyor.

Bu kapsamlı analiz, Vaşhington yönetimlerinin değişmesine rağmen sarsılmaz görülen bu ilişkinin temel dinamiklerinin artık sorgulanmaya başlandığını ortaya koydu.

ABD-İsrail İlişkisinin Tarihsel Arka Planı

Uluslararası ilişkiler literatüründe, bazı ittifaklar "değişmez" nitelikte olarak kabul edilir. ABD ile İsrail arasındaki ilişki de bu kategoride değerlendirilen ve uzun yıllar boyunca stratejik ortaklığın temelinin sarsılmayacağı varsayılan bir yapıya sahipti.

Vaşhington'da farklı siyasi yönetimler iş başına gelse, Ortadoğu bölgesinde çeşitli çatışmalar yaşansa veya Amerikan iç siyaseti farklı yönlere evrilse dahi, iki ülke arasındaki derin bağın güçlü kalacağı düşünülmüştü. Bu özel ilişki, hem diplomatik hem de askeri alanlarda kapsamlı iş birlikleriyle pekiştirilmiş, Amerikan dış politikasının Ortadoğu'daki temel direklerinden biri olarak konumlandırılmıştır.

Geçmiş on yıllar boyunca, Kongre'de İsrail'i destekleyen kararlar genellikle geniş bir uzlaşıyla kabul edilmişti. Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) gibi güçlü lobi kuruluşları da bu desteğin kurumsal bir nitelik kazanmasında önemli bir rol oynamıştır.

Amerikan Siyasetindeki ve Kamuoyundaki Değişimler

Joshua Leifer'ın Foreign Policy dergisindeki analizine göre, ABD-İsrail ilişkileri artık sadece dış politika hedeflerinin farklılaşmasıyla değil, aynı zamanda Amerikan toplumundaki siyasi ve demografik dönüşümlerle de şekillenmektedir. Yaklaşık 30 yıl boyunca İsrail'e verilen destek, Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler arasında geniş bir uzlaşı alanı oluşturmuştu. Ancak bu tablo, özellikle son dönemde önemli ölçüde değişmeye başlamıştır.

7 Ekim 2023 sonrasında Gazze'de yaşanan Gazze savaşı ve yüksek sivil kayıplar, Amerikan kamuoyunda İsrail'e yönelik algıyı derinden etkiledi. Sosyal medya platformları üzerinden sürekli olarak yayılan görüntüler, özellikle genç kuşaklar arasında İsrail'in politikalarına yönelik eleştirilerin artmasına yol açtı.

Bugün yapılan kamuoyu araştırmaları, Demokrat Parti seçmenleri arasında Filistin'e yönelik sempati düzeyinin ilk kez İsrail'i geçtiğini göstermektedir. Üniversite kampüslerinde düzenlenen İsrail karşıtı protestolar da bu değişimin önemli sembollerinden biri haline gelmiştir.

İsrail Desteğinin Partizanlaşması: Cumhuriyetçi ve Demokrat Farkı

Leifer'ın analizindeki ikinci önemli vurgu, İsrail meselesinin Amerikan siyasetinde giderek Cumhuriyetçi Parti'nin kimliğiyle özdeşleşmeye başlamasıdır. Ronald Reagan ve George W. Bush dönemlerinden itibaren güçlenen Evanjelik muhafazakâr hareketin İsrail'e verdiği destek, zamanla Cumhuriyetçi siyasetin temel unsurlarından biri haline gelmiştir.

Donald Trump döneminde ise bu eğilim daha da belirginleşmiştir. Trump yönetiminin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması, ABD Büyükelçiliği'nin Tel Aviv'den Kudüs'e taşınması ve Golan Tepeleri üzerindeki İsrail egemenliğinin kabul edilmesi gibi kararları, Vaşhington'un onlarca yıllık denge politikasından önemli kopuşlar olarak değerlendirilmiştir.

Buna karşılık, Demokrat Parti içinde özellikle genç ve ilerici kanat, İsrail hükümetinin politikalarına yönelik daha sert eleştiriler yöneltmeye başlamıştır. Bu parti içi değişim, İsrail'e koşulsuz destek verilmesine karşı çıkan seslerin giderek güçlenmesine neden olmuştur.

Netanyahu Hükümetinin Etkisi ve Politikaları

Makale, ABD-İsrail ilişkilerindeki bu dönüşümde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da önemli bir payı olduğunu öne sürmektedir. Netanyahu'nun uzun yıllar boyunca İsrail'i Amerikan iç siyasetinde ağırlıklı olarak Cumhuriyetçilerle özdeşleştiren bir strateji izlediği belirtilmiştir.

Bu tercih, kısa vadede güçlü siyasi destek sağlasa da, İsrail'in Demokrat seçmenler nezdindeki desteğini kayda değer ölçüde zayıflatmıştır. Leifer'a göre, İsrail hükümetinin Batı Şeria'daki yerleşim politikaları ve Gazze savaşındaki yaklaşımı da "özel ilişki"deki bu kopuşu hızlandıran başlıca unsurlar arasında yer almaktadır.

Analiz, Netanyahu'nun görevinden ayrılmasının dahi bu partizanlaşma eğilimini tersine çevirmeye yetmeyebileceğini savunmaktadır. Bu durum, İsrail'in Amerikan siyasetindeki konumunun artık çok partili ve daha karmaşık bir yapıya büründüğünü göstermektedir.

ABD-İsrail İttifakının Geleceği ve Olası Senaryolar

Foreign Policy dergisinin analizi, ABD ile İsrail arasındaki diplomatik veya askeri ittifakın kısa vadede tamamen çökeceğini iddia etmemektedir. Aksine, iki ülkenin güvenlik, istihbarat ve teknoloji alanındaki iş birliğinin devam edeceği kabul edilmektedir.

Ancak makale, ilişkinin geçmişte olduğu gibi Amerikan siyasetinin tartışılmaz bir uzlaşı alanı olmayacağını özellikle vurgulamaktadır. Yazar Leifer, önümüzdeki yıllarda İsrail'e yapılacak askeri yardımların, silah satışlarının ve diplomatik desteğin Amerikan seçim kampanyalarında ve siyasi tartışmalarda daha fazla gündeme gelebileceğini öngörmektedir. Bu gelişme, onlarca yıl boyunca Vaşhington'da neredeyse sorgulanmadan sürdürülen İsrail politikasının artık iç siyasi rekabetin ve kutuplaşmanın bir parçası haline geldiğini açıkça göstermektedir.

Küresel Dönüşümün Bir Parçası Olarak İlişki

Foreign Policy dergisinin bu sayısının genel teması, ABD-İsrail ilişkilerindeki bu değişimi daha geniş bir küresel çerçeveye oturtmaktadır. Dergi, neoliberal küreselleşmeden transatlantik düzenin sorgulanmasına, Birleşmiş Milletler'in etkinliğinden siyasi partilerin dönüşümüne kadar birçok yapının "eski formunu" kaybettiğini savunmaktadır.

ABD-İsrail ilişkileri de bu kapsamlı dönüşüm perspektifinde değerlendirilmektedir. Buradaki temel iddia, ittifakın tamamen sona ermesi değil; Soğuk Savaş sonrası dönemin siyasi, toplumsal ve ideolojik koşulları üzerinde yükselen "özel ilişki" modelinin artık sürdürülebilir olmamasıdır.

Vaşhington ile Tel Aviv arasındaki stratejik bağın tamamen kopması bugün için gerçekçi görünmese de, bu bağın niteliğinin değişmesi, Amerikan desteğinin otomatik olmaktan çıkması ve iç siyasi kutuplaşmanın bir parçası haline gelmesi, önümüzdeki dönemin en önemli jeopolitik gelişmelerinden biri olmaya adaydır. Uzun yıllar değişmez kabul edilen siyasi kabullerin yavaş yavaş aşınması, uluslararası sistemde büyük kırılmaların başlangıcı olarak yorumlanabilir ve ABD-İsrail özel ittifakının geleceği merak konusu olmaya devam edecektir.

İlgili Haberler

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

ABD-İsrail İlişkisi Dönüşüyor: 'Özel İttifak' Bitiyor mu? | Anlık Gündem