Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, 8 Mart 2026 itibarıyla **İran saldırıları**nı dokuzuncu gününe taşıdı. Bu büyük ölçekli hava saldırılarında, ilk kez ülkenin **petrol depolama tesisleri ve rafinerileri** hedef alındı. Çatışmalar Lübnan, Irak ve Körfez bölgesine yayılarak genişlerken, İran misilleme saldırılarını sürdürdü. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın saldırıları durdurma açıklamasına rağmen, bölgeden drone ve füze raporları gelmeye devam etti.
İran Saldırılarında Askeri Hedefler ve Artan Can Kayıpları
ABD ve İsrail güçleri, İran topraklarındaki saldırılarına devam etti. Hedefler arasında ilk kez ülkenin kritik petrol depolama tesisleri ve rafinerileri yer aldı. Yerel medya kaynaklarına göre, Cumartesi geç saatlerde Tahran dışındaki Şehran petrol deposunda büyük bir yangın çıktığı ve yangının gece boyunca devam ettiği bildirildi. İsrail ordusu, yaptığı açıklamada, İran silahlı kuvvetleriyle bağlantılı olduğu iddia edilen yakıt depolama ve ilgili tesisleri vurduğunu teyit etti.
28 Şubat'ta başlayan saldırılardan bu yana bölgedeki can kaybı önemli ölçüde arttı. Çeşitli kaynaklardan alınan verilere göre, çatışmaların başlangıcından bu yana en az 1.332 kişi hayatını kaybetti. Bu kayıpların önemli bir kısmı sivil bölgelere isabet eden saldırılardan kaynaklandı. Uluslararası insan hakları örgütleri, sivil kayıpların yüksekliğine dikkat çekerek uluslararası hukuka uygunluk konusunda endişelerini dile getirdi.
İran'ın Misilleme Adımları ve Bölgesel Çatışmalar
İran, ABD ve İsrail'in saldırılarına yanıt olarak misilleme eylemlerini sürdürdü. İsrail'e ve Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'nde bulunan ABD askeri varlıklarına yönelik saldırılar düzenlendiği bildirildi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Körfez ülkelerinin toprakları İran'a saldırmak için kullanılmadığı sürece bu ülkelere yönelik saldırıları durdurma sözü verdi. Ancak bu açıklamanın ardından dahi Körfez bölgesinden insansız hava aracı (drone) ve füze saldırılarına ilişkin raporlar gelmeye devam etti.
Körfez ülkeleri, son günlerde İran'dan kaynaklandığı belirtilen insansız hava aracı saldırılarıyla karşı karşıya kaldı. Bahreyn İçişleri Bakanlığı, İran'a ait bir drone saldırısının bir su arıtma tesisinde maddi hasara yol açtığını duyurdu.
Bu olay, İran Dışişleri Bakanı Abbas Aragçi'nin ABD'nin İran'ın güneyindeki Keşm Adası'nda bir tatlı su arıtma tesisine saldırdığını ve bunun bir 'emsal teşkil ettiğini' belirtmesinden bir gün sonra gerçekleşti. Körfez ülkelerinin büyük çoğunluğu, nüfusunun su ihtiyacını karşılamak için arıtılmış suya bağımlı durumda.
Kuveyt'ten gelen raporlarda ise iki sınır güvenlik personelinin görev başında hayatını kaybettiği ve uluslararası havaalanı ile sosyal güvenlik ofisine saldırılar düzenlendiği ifade edildi. Katar ve BAE de kendi topraklarına yönelik füze ve drone saldırılarını bildirdi.
Hürmüz Boğazı'nda Gerilim ve Küresel Deniz Taşımacılığı
Bölgedeki çatışmalar, küresel petrol ticareti için hayati önem taşıyan **Hürmüz Boğazı**'nda da tansiyonu yükseltti. İran ordusu, boğazın gemi trafiğine açık kaldığını teyit ederken, ABD veya İsrail'e ait herhangi bir geminin boğazdan geçmeye çalışması halinde hedef alınacağını açıkça belirtti. Bu açıklama, küresel deniz taşımacılığı rotaları üzerindeki potansiyel tehditleri gündeme taşıdı. Boğaz, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin taşındığı kritik bir geçit olarak biliniyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Cumartesi günü gazetecilerin boğazdaki trafik eksikliği hakkındaki sorularına yanıt verirken, bunun gemilerin tercihi olduğunu ve Washington'ın İran donanmasını 'yok ettiğini' iddia etti. Bu iddia, İran'ın deniz gücü ve boğazdaki askeri kapasitesi hakkında farklı yorumlara neden oldu. Küresel enerji piyasaları, Hürmüz Boğazı'ndaki potansiyel kapanma riskleri nedeniyle büyük bir endişe taşımaya devam ediyor.
İran'ın Komşu İlişkileri ve Diplomatik Çabalar
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'ın 'kardeş komşu ülkelerle' iyi ilişkiler kurmak istediğini yineledi ve 'düşmanın bölünme yaratmaya çalıştığını' savundu. İran devlet televizyonu Pazar günü Pezeşkiyan'ın açıklamalarının, 'komşularla ayrılık tohumları ekmeye çalışan düşman tarafından yanlış yorumlandığını' bildirdi. Bu açıklamalar, Körfez bölgesindeki ülkelerin İran'dan gelen insansız hava aracı saldırılarını rapor etmeye devam ettiği bir dönemde yapıldı.
İran'ın dış politika söylemi, bölgedeki gerilimi düşürmeye yönelik mesajlar içerse de, sahadaki gelişmeler bu mesajlarla çelişki gösteriyor. İran, uzun süredir bölgedeki komşularıyla iyi ilişkiler kurma arayışında olduğunu belirtmekte, ancak çeşitli bölgesel çatışmalardaki rolü bu ilişkileri karmaşıklaştırmaktadır. Körfez ülkelerinin güvenlik endişeleri, bölgedeki istikrarsızlığın ana nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.
İran'daki Liderlik Değişimi Tartışmaları ve İç Siyasi Durum
İran'da yaşanan gelişmeler, ülkenin iç siyasetinde de önemli tartışmaları beraberinde getirdi. İran Uzmanlar Meclisi üyesi Ayetullah Muhammed-Mehdi Mirbagheri, öldürülen Yüce Lider Ayetullah Ali Hamaney'in halefine ilişkin kararın yakın olduğuna dair ipuçları verdi. Fars haber ajansı tarafından Telegram'da paylaşılan bir videoda Mirbagheri, 'liderliği belirlemek için büyük çabalar sarf edildiğini' ve 'kesin ve oybirliğiyle bir karara' ulaşıldığını belirtti. Bu açıklama, İran'da yeni bir liderlik dönemine geçişin eşiğinde olunduğu yorumlarına neden oldu.
Yüce Lider, İran İslam Cumhuriyeti'nin en yüksek dini ve siyasi otoritesi olup, ülkenin iç ve dış politikalarında nihai söz hakkına sahiptir. Uzmanlar Meclisi, Yüce Lider'i seçme, denetleme ve görevden alma yetkisine sahip bir organ olarak görev yapar. Hamaney'in halefi konusundaki bu tartışmalar, ülkenin gelecekteki siyasi ve stratejik yönelimi açısından kritik bir öneme sahip. Halefiyet sürecinin savaş dönemine denk gelmesi, iç siyasi dinamikleri daha da karmaşık hale getiriyor.
Savaş Suçları İddiaları ve Uluslararası Hukuk Vurgusu
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), İran'ın güneyindeki bir ilkokula düzenlenen ve çoğu okul çağındaki çocuk olmak üzere en az 160 kişinin ölümüne neden olan saldırının savaş suçu olarak soruşturulması gerektiğini açıkladı. Al Jazeera'nin kendi araştırması da, okulun hedef alınmasının 'kasıtlı' olabileceğini gösterirken, The New York Times gazetesi saldırının ABD tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini bildirdi. Bu iddialar, çatışmalarda sivillerin korunması konusundaki uluslararası endişeleri artırdı.
Uluslararası hukuk, silahlı çatışmalarda sivillerin ve sivil altyapının hedef alınmasını yasaklar. İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kurumlar, bu tür saldırıların uluslararası ceza hukuku kapsamında savaş suçu teşkil edip etmediğini incelemek üzere bağımsız soruşturma çağrısı yapmaktadır. Okul saldırısı gibi olaylar, uluslararası toplumun çatışmaların insani boyutuna daha fazla odaklanmasına ve sorumluların hesap vermesi için baskı oluşturmasına neden olabilir.
Küresel Etkiler: Petrol Piyasaları ve İstihbarat Değerlendirmeleri
İran'daki çatışmaların küresel piyasalar üzerindeki etkisi, özellikle petrol fiyatlarında belirgin bir yükselişe yol açtı. Savaşın dokuzuncu gününde, petrol fiyatları uzun yılların en yüksek seviyelerine ulaştı. Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanma riskiyle birlikte, Brent petrol fiyatı bir hafta içinde %27 oranında tırmandı. Bu artış, COVID-19 pandemisinin küresel piyasaları etkilediği 2020 yılından bu yana görülen en büyük haftalık yükseliş olarak kaydedildi. Yükselen petrol fiyatları, küresel enflasyon üzerinde baskı oluşturarak birçok ülkenin ekonomisini olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor.
ABD Ulusal İstihbarat Konseyi tarafından hazırlanan bir rapor ise, ABD liderliğindeki büyük ölçekli bir saldırının İran hükümetini devirme olasılığının düşük olduğunu ortaya koydu. The Washington Post'un bildirdiğine göre, rapor aynı zamanda İran'ın parçalanmış muhalefetinin ülkenin kontrolünü ele geçirme olasılığını da 'düşük' olarak tanımladı. Bu istihbarat değerlendirmesi, ABD'nin bölgedeki uzun vadeli stratejileri ve müdahale yaklaşımları üzerinde önemli etkilere sahip olabilir. Rapor, askeri operasyonların siyasi hedeflere ulaşmadaki sınırlılıklarına işaret etmektedir.
Bölgede devam eden askeri hareketlilik ve karşılıklı **İran saldırıları**, çatışmaların daha da genişleme potansiyelini korumaktadır. Petrol piyasalarındaki dalgalanmaların ve insani **can kayıpları**nın artması, uluslararası toplumun diplomatik çözüm arayışlarını hızlandırması yönünde baskıları artırmaktadır. Gerilimin tırmanması, bölgedeki istikrarı daha da bozarak küresel çapta yeni krizlere yol açabilir. Bu karmaşık süreçte, diplomatik çözüm çabaları bölgedeki istikrar için hayati önem taşımaktadır.

