İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, 2025 yılına dair "Marmara Bölgesi Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu"nu kamuoyuyla paylaştı. Rapora göre, bölgedeki ceza infaz kurumlarında toplam 5 bin 283 hak ihlali tespit edildiği belirtildi. Evrensel gazetesinin haberleştirdiği bu rapor, tutuklu ve hükümlülerin temel haklarına erişiminde karşılaşılan sorunları ortaya koyuyor. Açıklama, İHD İstanbul Şubesi'nin genel merkezinde gerçekleştirildi.
İnsan Hakları Derneği'nin Türkiye'deki Misyonu
İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye'de insan haklarının korunması ve geliştirilmesi amacıyla 1986 yılında kurulmuş bağımsız bir sivil toplum örgütüdür. Dernek, işkenceye karşı mücadele, ifade özgürlüğü, toplanma ve gösteri özgürlüğü gibi temel hakların savunuculuğunu üstlenmektedir. Özellikle cezaevlerindeki hak ihlallerinin izlenmesi ve raporlanması, İHD'nin kuruluşundan bu yana önemli çalışma alanlarından biri olarak öne çıkmaktadır.
Kurulduğu günden bu yana birçok rapor ve açıklama yayınlayan İHD, hem ulusal hem de uluslararası platformlarda Türkiye'deki insan hakları durumuna dikkat çekmektedir. Derneğin raporları, genellikle resmi kurumların verilerinden farklılık gösterse de, sivil toplumun gözünden insan hakları tablosunu sunması ve sorun alanlarına işaret etmesi açısından önem taşımaktadır. İHD, başvuruları derleyerek ve belgelendirerek kamuoyunu bilgilendirme misyonunu sürdürmektedir.
Raporun Kapsamı ve Hazırlık Süreci
İHD İstanbul Şubesi'nin hazırladığı "Marmara Bölgesi Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu", 2025 yılı boyunca bölgede bulunan ceza infaz kurumlarından gelen şikayet ve başvuruları kapsıyor. Raporun hazırlanmasında avukat görüşmeleri, tutuklu ve hükümlü yakınlarının derneğe ilettiği dilekçeler, mahpus mektupları ve çeşitli sivil toplum örgütlerinden edinilen bilgiler gibi çok yönlü kaynaklar kullanıldı. Bu yöntemle, doğrudan mağdurlardan ve yakınlarından edinilen bilgilerin derlenerek sistematik bir veri tabanı oluşturulduğu belirtildi.
Raporda yer alan veriler, İHD'nin kendi tespitleri ve belgelendirmelerine dayanmaktadır. Dernek, her yıl düzenli olarak benzer raporlar yayımlayarak cezaevlerindeki insan hakları durumunu kronolojik olarak kaydetmeyi hedeflemektedir. Bu raporlar, kamuoyunun bilgilendirilmesi, ilgili yetkililerin dikkatini çekilmesi ve ulusal ile uluslararası insan hakları mekanizmalarına sunulması amacıyla hazırlanmaktadır. Raporlama süreci, insan hakları ihlallerinin belgelenmesi açısından kritik bir rol oynamaktadır.
5 Bini Aşkın İhlal: Kategorik Tespitler
İHD raporunda belirtilen 5 bin 283 hak ihlalinin çeşitli başlıklar altında toplandığı aktarıldı. Bu ihlaller arasında işkence ve kötü muamele iddiaları, sağlık hakkına erişimdeki sorunlar ve iletişim ile haberleşme haklarının kısıtlanması yer aldı. Raporda, özellikle disiplin cezalarının keyfi bir şekilde verildiği yönündeki iddiaların da öne çıkan bulgulardan biri olduğu vurgulandı. Bu tür ihlaller, mahpusların temel yaşam kalitelerini doğrudan etkilemektedir.
Raporda ayrıca, avukat görüş kısıtlamaları, ziyaretçi kabulündeki engeller, tecrit uygulamaları ve sevk sırasında yaşanan sorunlar da ihlal başlıkları arasında sıralandı. Tutuklu ve hükümlülerin eğitime erişim hakları ile spor ve kültürel faaliyetlere katılım olanaklarının sınırlı kaldığına dair tespitlere de yer verildi. Bu durumların, mahpusların topluma yeniden uyum sağlama süreçlerini olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.
Sağlık Hakkı İhlallerine İlişkin Bulgular
Raporda en sık karşılaşılan ihlallerden birinin sağlık hakkına erişimde yaşanan zorluklar olduğu belirtildi. İHD'ye ulaşan bilgilere göre, özellikle kronik hastalığı bulunan mahpusların düzenli tedavi ve ilaç temininde aksaklıklar yaşandığı iddia edildi. Hastaneye sevklerin gecikmesi veya kelepçeli muayene dayatması gibi uygulamalar, mahpusların sağlık hizmetlerinden tam olarak faydalanmasını engellediği öne sürüldü. Bu durum, özellikle ağır hasta mahpuslar için hayati riskler taşıyabilmektedir.
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan resmi açıklamalarda, mahpusların sağlık hizmetlerine erişiminin yasal mevzuatlar çerçevesinde eksiksiz sağlandığı belirtilmektedir. Ancak İHD raporu, sahadan gelen şikayetlerin bu resmi açıklamalarla örtüşmediğini belirtiyor. Ağır hasta mahpusların tahliyesinde yaşanan bürokratik engeller ve Adli Tıp Kurumu'nun raporları ile ilgili süreçler, insan hakları örgütlerinin sürekli gündeminde yer almaktadır. TÜİK verilerine göre, 2023 yılında cezaevlerindeki ölüm oranlarının bir kısmı doğal nedenlere bağlıyken, insan hakları savunucuları sağlık hizmetlerindeki aksaklıkların bu ölümlerdeki rolünü sorgulamaktadır.
İletişim ve Tecrit Uygulamalarına Dair Kaygılar
Raporda, mahpusların aileleri ve dış dünya ile iletişim kurma haklarının kısıtlanmasına yönelik ihlallere de dikkat çekildi. Telefon görüşmelerinin süresi, mektupların engellenmesi veya gecikmesi gibi durumlar, mahpusların sosyal bağlarını korumasını zorlaştırdığı belirtildi. Bazı durumlarda, belirli yayınların cezaevlerine girişinin engellendiği veya kütüphane olanaklarının yetersiz kaldığı da rapor edilen ihlaller arasında yer aldı. Bu kısıtlamalar, mahpusların dış dünya ile bağlarının kopmasına yol açabilmektedir.
Tecrit uygulamaları, özellikle siyasi mahpuslar ve ağır suçlarla yargılananlar için eleştiri konusu olmaya devam ediyor. İHD, bazı cezaevlerinde mahpusların tek kişilik hücrelerde tutulma sürelerinin uzatıldığını veya sosyal aktivitelere katılım haklarının kısıtlandığını belirtiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları, belirli koşullar altında uygulanan tecritin insanlık dışı veya onur kırıcı muamele teşkil edebileceğini vurgulamaktadır. Bu uygulamaların, uluslararası insan hakları standartlarına uygunluğu düzenli olarak denetlenmelidir.
Hukuki Çerçeve ve Uluslararası Yükümlülükler
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 17. maddesi, herkesin yaşama hakkına ve maddi-manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, "kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz" hükmünü içermektedir. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Birleşmiş Milletler Mahpusların Muamelesine Dair Asgari Standart Kuralları (Nelson Mandela Kuralları) gibi uluslararası anlaşmalara da taraftır ve bu anlaşmalardaki yükümlülükleri bulunmaktadır.
İHD raporu, tespit edilen ihlallerin bu ulusal ve uluslararası hukuki metinlerle çeliştiğini öne sürüyor. İnsan hakları savunucuları, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin gerekliliklerini yerine getirme konusunda daha fazla çaba sarf etmesi gerektiğini ifade etmektedir. Cezaevlerindeki denetim mekanizmalarının etkinliğinin artırılması ve şeffaflığın sağlanması, bu bağlamdaki temel talepler arasında yer almaktadır. İnsan hakları örgütleri, denetimlerin bağımsız kurumlarca yapılması gerektiğini savunmaktadır.
Raporun Ardından Beklentiler ve Sürecin Devamı
İHD İstanbul Şubesi tarafından açıklanan bu raporun ardından, insan hakları örgütleri ve kamuoyunun Adalet Bakanlığı'ndan resmi bir açıklama beklentisi bulunmaktadır. Rapordaki iddiaların detaylı bir şekilde incelenmesi ve gerekli adımların atılması, insan hakları camiasının temel talepleri arasında yer alıyor. Benzer raporların geçmiş yıllarda da yayımlandığı ve bazı durumlarda bu raporların soruşturmalara zemin hazırladığı bilinmektedir.
Rapor, cezaevlerindeki insan hakları durumunun düzenli olarak izlenmesi ve ulusal-uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi çağrısını yineliyor. Bu tür raporların, gelecekteki yasal düzenlemeler ve uygulamalar üzerinde etkili olması hedeflenmektedir. Bu raporun, ceza infaz sistemi üzerindeki kamuoyu denetimini artırması ve hak ihlallerinin önlenmesine yönelik tartışmaları güçlendirmesi bekleniyor.



