Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Yemen'deki Husileri Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı ticari gemi geçişlerini engelleyerek bölgeyi istikrarsızlaştırmakla suçladı. Katar merkezli Al Jazeera televizyonuna konuşan Mahmud, Husilerin mevcut askeri eylemleriyle Yemen'e uzun vadeli bir barış getirebilecek siyasi konumda olmadıklarını belirtti. Somali lideri, Doğu Afrika ve küresel ekonomi için hayati önem taşıyan bu deniz rotasının güvenliğinin acilen sağlanması çağrısında bulundu.
Babülmendep Boğazı ve Bölgesel Güvenlik Riskleri
Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan ve dünya deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin geçiş güzergahı olan stratejik bir su yoludur. Husilerin son dönemde Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik düzenlediği füze ve insansız hava aracı saldırıları, nakliye maliyetlerinin artmasına ve tedarik zincirlerinin bozulmasına neden olmaktadır.
Cumhurbaşkanı Mahmud, bu saldırıların Somali limanlarındaki ithalat ve ihracat faaliyetlerini doğrudan olumsuz etkilediğini vurguladı. Bölgedeki gıda fiyatlarında yaşanan artışın temel nedeninin bu güvenlik krizleri olduğunu ifade eden lider, uluslararası önlemlerin artırılmasını talep etti.
Yemen'deki İç Savaş ve Babülmendep Boğazı Güvenlik İş Birliği
Yemen'de on yılı aşkın süredir devam eden iç savaşta Husiler, ülkenin kuzeyini ve kritik liman kentlerini kontrol altında tutmaktadır. Somali hükümeti yetkilileri, Yemen'deki kaos ortamının bölgedeki korsanlık faaliyetlerini yeniden canlandırmasından ve yasa dışı silah kaçakçılığını artırmasından endişe etmektedir. Mahmud, Yemen halkının meşru temsilcileriyle yapılacak diplomatik görüşmelerin askıya alınmasının faturasını sivil halkın ödediğini belirterek, Husilerin tek taraflı askeri adımlardan vazgeçmesi gerektiğini ifade etti.
Somali ve Yemen arasındaki coğrafi yakınlık, Aden Körfezi ve Babülmendep Boğazı güvenliğinin her iki ülke için de hayati olduğunu göstermektedir. Mogadişu yönetimi, Kızıldeniz'deki seyrüsefer serbestisini korumak adına uluslararası ortaklarla iş birliğini sürdüreceğini açıklamıştır. Yaşanan bu gelişmeler, bölgede kalıcı barışın sağlanması için küresel güçlerin koordineli hareket etmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
