TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Aktaş, ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, Türkiye'de geniş kitleleri etkileyen fon vurgununun ekonomiye ve yurttaşlara yönelik olumsuz sonuçlarını detaylandırdı. Aktaş, bu finansal krizin Hazine üzerinde ek bir maliyet oluşturacağını ve piyasalara borçlanma ile enflasyon artışı olarak yansıyacağını belirtti. Ayrıca, kamu kaynaklarının yükselen faiz ödemelerine aktarılması nedeniyle memur, işçi, sağlık ve eğitim bütçelerinden kısıntıya gidileceğini vurguladı.
Fon Vurgununun Sermaye Piyasalarına Etkisi
Finans alanında uzun yıllardır akademik çalışmalar yürüten Prof. Dr. Ramazan Aktaş, borsa ve para piyasası fonları üzerinden gerçekleştirilen manipülasyonların 6,5 milyondan fazla yatırımcıyı zarara uğrattığını ifade etti. Bu tür olaylar, yatırımcıların servetlerinde yüzde 30'u aşan erimelere yol açmıştır.
Aktaş, piyasadaki güven kaybının birikimleri üretim yerine altın, gayrimenkul ve döviz gibi ekonomik çarklara doğrudan katkısı olmayan araçlara yönlendirdiğini belirtti. Bu durum, ekonominin temel dinamiklerini olumsuz etkilemektedir.
Bütçe Kısıntısı ve Artan Enflasyon Uyarısı
Prof. Dr. Ramazan Aktaş, fon krizinin kamu dengeleri üzerindeki tahribatına değinerek, oluşan zararların telafisi için Hazine'nin borçlanma miktarını artırmak zorunda kalacağını dile getirdi. Bu durum, devletin mali yapısı üzerinde ciddi bir yük oluşturacak.
Yükselen borçlanmanın faiz yükünü tırmandıracağına işaret eden Aktaş, faiz harcamalarının artmasıyla birlikte bütçedeki temel kamu hizmetlerinin payının küçüleceğini vurguladı. Ayrıca, bu süreç enflasyonla mücadele çabalarını uzatacak ve halkın alım gücünü daha da düşürecektir.
Yatırım İklimi ve İşsizlik Riski
Aktaş, belirsizlik ortamının yerli ve yabancı yatırımcıların kararlarını olumsuz etkilediğini vurgulayarak, özel sektörün yatırım kararlarını ertelediğini belirtti. Bu durum, Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyelini zayıflatmaktadır.
Finans uzmanı, büyüme oranının yüzde 2 ila 3 seviyesinin altında kalma riski bulunduğunu aktardı. Geçmiş dönemde düşük faizli kredi kullanan şirketlerin yükselen faiz ortamında batma riski taşıdığını ve bu durumun işsizlik oranlarını artırabileceğini de sözlerine ekledi.
Finans piyasalarında benzer krizlerin tekrarlanmaması için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) bünyesinde liyakat esaslı ve etkin denetim mekanizmalarının devreye sokulması gerektiği vurgulandı. Özetle, fon vurgununun yarattığı bu ekonomik tahribatın faturası, çeşitli yollarla doğrudan vatandaşa yansıyacak ve uzun vadeli etkiler yaratacaktır.




