İstanbul Tabip Odası (İTO), COVID-19 Sağlık Çalışanları Anma Günü kapsamında, salgının altıncı yılında önemli bir etkinlik düzenledi. 1 Nisan'da Okmeydanı Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi önünde bir araya gelen heyet, pandemi sürecinde hayatını kaybeden hekim ve sağlık çalışanlarını andı. İTO, "Sağlık çalışanını korumayan sistem toplumu da koruyamaz" şiarıyla, meslektaşlarına yönelik yeterli güvence sağlanması çağrısında bulundu. Bu anma etkinliği, kaybedilenlerin anısını yaşatmak ve mevcut sistemdeki eksikliklerin giderilmesi talebiyle gerçekleştirildi.
COVID-19 Sağlık Çalışanları Anma Günü ve İstanbul Tabip Odası'nın Rolü
İstanbul Tabip Odası, salgın başlangıcından bu yana geçen sürede COVID-19'un sağlık çalışanları üzerindeki etkilerini kamuoyuna duyuran başlıca meslek örgütlerinden biridir. 1 Nisan tarihi, salgının ilk yıllarında meslektaşlarını kaybeden sağlık camiası için sembolik bir anlam taşımaktadır.
Odanın bu anma etkinliği, yalnızca hayatını kaybeden sağlık emekçilerini hatırlamakla kalmamakta, aynı zamanda mevcut sağlık sistemindeki yapısal sorunlara da işaret etmektedir. İTO tarafından yapılan açıklamada, salgın sürecinde yitirilen canların unutulmaması gerektiği belirtildi.
Pandeminin Sağlık Çalışanları Üzerindeki Yükü ve Veriler
COVID-19 pandemisi, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de sağlık sistemini ve çalışanlarını ağır bir yük altına soktu. Salgının ilk aylarından itibaren sağlık çalışanları, virüse doğrudan maruz kalan ön cephede görev yaptı; bu durum yüksek enfeksiyon oranları, uzun çalışma saatleri ve tükenmişlik sendromu gibi ciddi sonuçları beraberinde getirdi.
Psikolojik travmaların yanı sıra, fiziksel sağlık sorunları da birçok çalışanın mesleki yaşamını olumsuz etkiledi. Sağlık Bakanlığı'nın dönemsel raporlarına göre, pandeminin belirli pik dönemlerinde sağlık çalışanları arasında vaka sayıları genel toplum ortalamasının belirgin şekilde üzerinde seyretti.
Örneğin, Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından 2020-2021 yılları için yayımlanan raporlarda, Türkiye genelinde yüzlerce sağlık çalışanının COVID-19 nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi. Bu kayıplar arasında hekimler, hemşireler, eczacılar, laboratuvar teknisyenleri ve diğer destek personeli yer alarak, sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği konusunda endişelere yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de, küresel çapta milyonlarca sağlık çalışanının pandemi sürecinde enfekte olduğunu ve yüz binlercesinin yaşamını yitirdiğini raporlarında detaylandırdı.
COVID-19'un Meslek Hastalığı Olarak Tanınması Talebi
İstanbul Tabip Odası ve diğer sağlık meslek örgütleri, salgın başladığından bu yana COVID-19'un sağlık çalışanları için meslek hastalığı olarak kabul edilmesi yönünde ısrarlı taleplerini dile getirmektedir. Meslek hastalığı tanımı, çalışanların görevlerini icra ederken maruz kaldıkları riskler sonucu ortaya çıkan hastalıkları kapsamaktadır.
Bu tanım, hastalanan veya hayatını kaybeden sağlık çalışanları ile aileleri için hukuki ve ekonomik güvenceler sağlamaktadır. Bu güvenceler, emeklilik hakları, tedavi masraflarının karşılanması ve vefat durumunda yakınlarına yapılacak ödemeler gibi konuları içermektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine bu konuda çeşitli yasa teklifleri gelmiş olsa da, kalıcı ve kapsamlı bir yasal düzenleme henüz hayata geçirilmemiştir. Türk-İş, DİSK ve KESK gibi sendikalar ile meslek örgütlerinin ortak açıklamalarına göre, COVID-19'un meslek hastalığı olarak tanınması, sağlık çalışanlarının pandemide gösterdiği fedakarlığın bir karşılığı olmanın yanı sıra, gelecekte benzer salgınlara karşı sistemin daha dirençli hale gelmesi için de bir adım olacaktır. İşçi Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Derneği (İSGUD) verileri de, meslek hastalıklarının tanınmasının iş sağlığı ve güvenliği politikalarının geliştirilmesi açısından kritik bir rol oynadığını vurgulamaktadır.
Pandemi Sonrası Sağlık Sektöründeki Değişimler ve Mevcut Talepler
Pandemi süreci, sağlık sistemlerinin kırılganlıklarını ve sağlık çalışanlarının çalışma koşullarındaki eksiklikleri gözler önüne sermiştir. Salgın sonrası dönemde de sağlık çalışanları, artan iş yükü, yetersiz personel sayısı ve özellikle sağlıkta şiddet olayları gibi yapısal sorunlarla karşı karşıya kalmaya devam etmektedir.
İstanbul Tabip Odası'nın yanı sıra, Türk Hemşireler Derneği ve Türk Eczacılar Birliği gibi diğer meslek kuruluşları da bu sorunların kronikleştiğine dikkat çekmektedir. Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan son istatistiklere göre, 2023 yılında sağlık çalışanlarına yönelik şiddet vakalarında bir önceki yıla kıyasla yaklaşık %15'lik bir artış gözlemlenmiştir.
Bu durum, sağlık hizmeti sunum kalitesini olumsuz etkilemekte ve özellikle genç sağlık profesyonellerinin mesleki motivasyonunu ve ülkedeki istihdam tercihlerini düşürmektedir. Meslek örgütleri, bu sorunların çözümü için ücret iyileştirmelerinin yanı sıra, güvenli çalışma ortamları, yeterli dinlenme süreleri, şiddetin önlenmesine yönelik etkin yasal tedbirler ve nitelikli sağlık hizmeti sunumu için gerekli altyapının güçlendirilmesi gibi talepleri de dile getirmektedir.
Küresel Bağlamda Sağlık Çalışanlarının Pandemi Deneyimi
COVID-19 pandemisi, sadece Türkiye'de değil, dünya genelinde sağlık çalışanları üzerinde derin izler bıraktı ve birçok ülkenin sağlık sistemini benzer zorluklarla sınadı. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yayımlanan ortak raporlar, küresel çapta sağlık çalışanlarının tükenmişlik, anksiyete ve depresyon oranlarında ciddi artışlar yaşandığını ortaya koymaktadır. Bu raporlar, sağlık profesyonellerinin ruh sağlığı desteklerine olan ihtiyacının salgın sonrası dönemde de sürdüğünü belirtmektedir.
Birçok ülke, sağlık çalışanlarını korumak amacıyla ek önlemler almış ve bazı ülkelerde COVID-19, sağlık çalışanları için meslek hastalığı olarak kabul edilmiştir. Örneğin Almanya, Fransa ve Kanada gibi ülkeler, pandemi sürecinde sağlık çalışanlarına yönelik özel tazminat ve destek paketleri sunarak, bu kişilerin ve ailelerinin mağduriyetini azaltmaya çalışmıştır.
Bu ülkelerdeki meslek hastalıkları mevzuatları, sağlık sektöründeki belirli risklere karşı çalışanları daha kapsamlı bir şekilde koruyarak, Türkiye'deki tartışmalar için de bir referans noktası teşkil etmekte. Sağlık sistemlerinin dayanıklılığının, o sistemin temelini oluşturan insan kaynağının güvence altına alınmasıyla doğrudan ilişkili olduğu vurgulanmaktadır.
Geleceğe Yönelik Beklentiler ve Sağlık Sisteminin Güçlendirilmesi
İstanbul Tabip Odası'nın bu anma etkinliği, sadece geçmişi hatırlatmakla kalmayıp, geleceğe yönelik kritik mesajlar da içermektedir. Sağlık sistemlerinin olası yeni salgınlara veya sağlık krizlerine karşı hazırlıklı olabilmesi için sağlık çalışanlarının refahının ve güvenliğinin öncelikli hale getirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Bu bağlamda, yeterli personel istihdamının sağlanması, modern ekipman ve altyapı yatırımları ile birlikte, çalışma koşullarının sürekli iyileştirilmesi önem taşımaktadır. Meslek örgütleri, sağlık politikalarının belirlenmesinde sağlık profesyonellerinin ve sendikaların görüşlerinin daha fazla dikkate alınmasını talep etmektedir.
Gelecekte yaşanabilecek sağlık krizlerinde, sağlık çalışanlarının moral ve motivasyonlarının yüksek tutulması, toplum sağlığının korunması açısından kilit rol oynayacaktır. Bu anma günü, sağlık sisteminin tüm bileşenleriyle daha sağlam, kapsayıcı ve dayanıklı hale getirilmesi için devam eden bir çağrıyı temsil etmektedir.
İstanbul Tabip Odası'nın Okmeydanı'nda düzenlediği bu COVID-19 Sağlık Çalışanları Anma Günü etkinliği, salgında kaybedilenlerin anısını yaşatırken, aynı zamanda sağlık sistemindeki mevcut eksiklikleri ve iyileştirilmesi gereken alanları bir kez daha gündeme getirdi. Meslek hastalığı tanımının genişletilmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve şiddetin önlenmesi gibi taleplerin, önümüzdeki dönemde sağlık politikaları açısından belirleyici olmaya devam edeceği öngörülüyor.



