Hollywood yıldızları Zendaya ve Margot Robbie'nin kırmızı halıda taşıdığı antik mücevherler, uluslararası kamuoyunda büyük bir **antik mücevher tartışması** başlattı. Bu eserlerin menşei ve sömürgecilikle olan bağlantıları üzerine sorular gündeme geldi. Zendaya, binlerce yıllık İran altın plakalarından yapılmış küpelerle; Robbie ise Babür dönemine ait olduğu belirtilen bir elmas kolyeyle galalarda yer aldı. Bu durum, kültürel mirasın Batı'daki lüks endüstrisi tarafından nasıl yeniden şekillendirildiği ve eserlerin ülkelerinden çıkarılma süreçlerinin şeffaflığı hakkında ciddi soruları beraberinde getirdi.
Antik İran Eserleri ve Ziwiye Mücevher Tartışması
Oyuncu Zendaya, Christopher Nolan’ın The Odyssey filmi tanıtımında, yaklaşık 3 bin yıllık İran eserlerinden yapılmış küpelerle görüntülendi. Bu küpeler, mücevher şirketi tarafından "MÖ birinci binyıla ait İran kökenli Ziwiye altın madalyon plakaları" olarak tanımlandı.
İngiliz tasarımcı Glenn Spiro tarafından 2018'de elmaslarla yeniden tasarlanarak küpe haline getirilen bu parçalar, 2020'de Barron şirketinin özel koleksiyonuna katıldı. Ancak plakaların İran'dan ne zaman ve hangi yollarla çıkarıldığına dair kamuya açık bir kayıt bulunmuyor. İslam tarihi ve sanatı araştırmacısı Zirrar Ali, tarihi eserlerin Batılı ünlüler tarafından aksesuar olarak kullanılmasını "iktidar ve tahakküm gösterisi" olarak nitelendirerek **antik mücevher tartışması**nı derinleştirdi.
Tac Mahal Elması ve Kültürel Miras Tartışması
Benzer bir tartışma, ocak ayında Margot Robbie'nin Los Angeles'taki bir galada taktığı "Tac Mahal Elması" kolyesiyle yaşandı. Elizabeth Taylor'ın eski koleksiyonunda yer alan ve Cartier tarafından yeniden tasarlanan bu kalp biçimli elmas, üzerinde Farsça "Nur Cihan" adı ve 1627 yılına karşılık gelen rakamlar taşıyor.
Elmasın Babür İmparatoru Cihangir'in eşi Nur Cihan'a ait olduğu yönündeki popüler anlatıya karşın, uzmanlar bu zinciri doğrulayacak tarihi belgelerin eksikliğine dikkat çekiyor. Elmasın Hindistan'dan nasıl çıkarıldığına, kime ait olduğuna ve yasal izinlerinin olup olmadığına dair güvenilir bir kayıt mevcut değildir. Doğrulanabilen geçmişi ancak 1970 yılında Amerikalı bir mücevher uzmanının Hindistan'dan yaptığı satın alımla başlamaktadır, bu da **kültürel miras tartışması**nı güçlendirmektedir.
Kırmızı halıda sergilenen bu tür tarihi eserlerin menşei belirsizliği ve lüks tüketim nesnesine dönüştürülmesi, kültürel mirasın korunması, iadesi ve antika piyasasının şeffaflığı konularında etik **antik mücevher tartışması**nı güçlendirmektedir. Bu olaylar, küresel çapta kültürel mirasın etik kullanımına dair önemli soruları gündeme taşımaya devam edecektir.




