8 Mart Kadınlar Günü Kadıköy'de binlerce kadının katılımıyla büyük bir protesto düzenlendi. 8 Mart Kadın Platformu çağrısıyla 8 Mart 2026 tarihinde İstanbul Kadıköy'de gerçekleşen miting ve yürüyüşte, kadınlar kadına yönelik şiddet, ekonomik eşitsizlikler ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığına karşı taleplerini dile getirdi. Altıyol'daki boğa heykeli önünde toplanan çeşitli kadın örgütleri ve partilerin kadın kollarından oluşan grup, Kadıköy İskelesi Meydanı'na yürüyerek seslerini duyurdu.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün Tarihsel Arka Planı
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kadınların ekonomik, siyasi ve sosyal alanda eşitlik mücadelesinin sembolü olarak kabul edilir. Bu günün kökenleri, 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarındaki işçi hareketlerine, özellikle de 1857 yılında New York'taki tekstil fabrikası yangınında hayatını kaybeden kadın işçilere dayanır.
Clara Zetkin'in önerisiyle 1910 yılında Kopenhag'da düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı'nda, dünya çapında kadınların oy kullanma hakkı, daha iyi çalışma koşulları ve cinsiyet eşitliği taleplerini dile getirmek amacıyla uluslararası bir gün olarak belirlenmiştir. Birleşmiş Milletler tarafından da tanınan bu özel gün, her yıl farklı temalarla dünya genelinde kutlanmakta, kadınların karşılaştığı sorunlara dikkat çekilmektedir. Türkiye'de 8 Mart kutlamaları, özellikle 1970'li yıllardan itibaren daha geniş katılımla düzenlenmeye başlanmıştır. Kadın örgütleri, bu özel günü kadınların kamusal alandaki görünürlüğünü artırmak, eşitlik taleplerini duyurmak ve kadına yönelik şiddet gibi kronik sorunlara çözüm arayışlarını ifade etmek için bir platform olarak kullanmaktadır. Son yıllarda, başta İstanbul Sözleşmesi'nden çıkış ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un uygulanması gibi konular, 8 Mart eylemlerinin ana gündem maddeleri arasında yer almaktadır.
8 Mart Kadınlar Günü Kadıköy Protestosunun Temel Talepleri
Kadıköy Altıyol'da başlayan yürüyüş, 'Koruma, aklama failleri yargıla', 'Asla yalnız yürümeyeceksin' ve 'Yaşasın 8 Mart' gibi sloganlarla Kadıköy İskelesi Meydanı'na ulaştı. Mitinge katılan kadın örgütleri ve aktivistler, kadına yönelik şiddetin önlenmesi, faillerin yargılanması ve cezasızlık politikalarının sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Özellikle kadına yönelik cinayetlerin ve şüpheli kadın ölümlerinin arttığına dikkat çekildi.
8 Mart Kadın Platformu tarafından okunan basın açıklamasında, kadınların yoksulluk, şiddet, sömürü ve savaşlara karşı isyan halinde olduğu vurgulandı. Açıklamada, 'Evlerden, sokaklardan, işyerlerinden, kampüslerden yükselen isyanımızla; emeğimiz, bedenimiz ve hayatlarımız için kapitalist emperyalist sisteme meydan okuyoruz' ifadeleri kullanılarak, eşit, özgür ve güvenceli bir yaşam talebi dile getirildi. Kadınların ekonomik olarak açlık sınırının altında ücretler, hayat pahalılığı ve artan vergilerle yoksulluğa mahkum edildiği belirtildi.
Kadın Cinayetleri ve Hukuki Adalet Mücadelesi
Mitingde, kadına yönelik şiddet mağdurlarının aileleri de söz alarak adalet taleplerini yineledi. İzmir'de öldürülen Ceyda Yüksel'in annesi Filiz Demiral, altı yıldır kızının katilinin yargılanması için mücadele verdiklerini ifade ederek, 8 Mart'ta hiçbir kadının öldürülmemesi temennisini dile getirdi.
Van'da 2024 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş için kurulan 'Rojin için Adalet Komisyonu' da mitingde açıklama yaptı. Komisyon, Rojin için adalet istemekten vazgeçmeyeceklerini ve cezasızlık düzeniyle barışmayacaklarını belirtti. Açıklamada, şüpheli biçimde hayatını kaybeden tüm kadınlar için mücadeleye devam edileceği ve gerçek adaletin sağlanacağı vurgusu yapıldı.
Ekonomik Haklar ve Sendikal Mücadeleler
Kadıköy'deki mitinge, İstanbul'da bulunan Özel İtalyan Lisesi'nde Türk öğretmenlere uygulandığı iddia edilen adaletsizliklere karşı greve başlayan öğretmenler de destek verdi. Öğretmenler, 'yoksulluk sınırının üzerinde kazanmak' temel talebiyle sendikalaştıklarını ve greve çıktıklarını ifade etti.
8 Mart Platformu'nun basın açıklamasında, kadınların açlık sınırının altında ücretler ve artan hayat pahalılığı nedeniyle yoksulluğa mahkum edildiği belirtildi. Türkiye'de kadınların işgücüne katılım oranları erkeklere kıyasla daha düşük seyretmekle birlikte, kadınların istihdam edildiği sektörlerde genellikle daha düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşullarıyla karşılaştığı çeşitli raporlarda yer almaktadır.
İstanbul Sözleşmesi ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele
Basın açıklamasında, 2025 yılında Türkiye'de erkekler tarafından 294 kadının öldürüldüğü, 297 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğu bilgisi paylaşıldı. Bu veriler, kadın örgütlerinin kadına yönelik şiddetle mücadelede İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun'un önemine yaptığı vurguyu destekler niteliktedir. Türkiye'nin 2021 yılında çekildiği İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddeti önleme ve bunlarla mücadeleye ilişkin kapsamlı bir uluslararası sözleşmedir.
Açıklamada, İstanbul Sözleşmesi standartlarına göre Türkiye'de yaklaşık 4.200 sığınma yerinin olması gerekirken bu sayının sadece 150 olduğu, yaklaşık her 11.400 kadına yalnızca 1 sığınma yatağı düştüğü belirtildi. Kadın cinayetlerinin yaklaşık yüzde 65'inin ev içinde gerçekleştiği bilgisiyle, devletin 'aile yılı' ve 'Aile ve Nüfus On Yılı' ilan etmesine rağmen şiddetten kaçabilecek mekanizmaların yeterince kurulmadığı eleştirisi getirildi.
Uluslararası Dayanışma ve 8 Mart Kadınlar Günü Eylemlerine Müdahale
Yürüyüşte 'İranlı kadınlar yalnız değildir' sloganı atılarak, bölgedeki gerilimlere ve kadınların uluslararası alandaki mücadelesine dikkat çekildi. Özellikle İran'da kadınların başörtüsü zorunluluğu ve genel hak ihlallerine karşı yürüttüğü direniş, dünya genelindeki kadın hareketlerinden destek görmektedir.
Miting sırasında güvenlik güçleri tarafından üç kişinin gözaltına alındığı da platform tarafından açıklandı. Gözaltıların nedenine ilişkin detaylı bilgi verilmemekle birlikte, bu tür eylemlerde güvenlik güçlerinin zaman zaman müdahalelerde bulunduğu bilinmektedir.
8 Mart Kadın Platformu, açıklamasında kadın cinayetlerinin 'şüpheli' veya 'tesadüf' olarak nitelendirilmesine tepki göstererek, adaletsizliklerin üzerinin örtülmesine izin vermeyeceklerini ifade etti. Fatma Nur ve kızı Hifa'nın ölümüne ilişkin özel bir vakanın da dile getirildiği açıklamada, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkanlara ve 6284 sayılı Kanun'u uygulamayanlara karşı mücadeleye devam edileceği belirtildi. 8 Mart Kadınlar Günü Kadıköy mitingi, kadınların hak arayışının ve toplumsal eşitlik mücadelesinin kararlılıkla sürdüğünü bir kez daha gösterdi.



